Metamorphosis Essay

Ölmeye Yatmak romanında Aysel karakteri

1. Giris

Ölmeye Yatmak Adalet Ağaoğlu´nun yazdiği Dar zamanlar serisinin birinci kitabidir. Kitapin ana karakter olan Aysel´in bir otel odasinda ölmeye yatmasiyla baslar. Bu sürec 1 saat 27 dakika sürer, fakat bu süre icinde 1938-1968 yillari da anlatilir. Aysel´in ve ilkokuldaki sinif arkadaslarinin hayatlari üzerinden, Cumhuriyet zamaninda büyüyen bir neslin degisimini, o döneme ayit zamanin tarihi olaylari, farkli kesimden insanlarin dönemi algilamasi ve Cumhuriyet ile toplumun, ve özellikle kadinin modernlesme sürecinin akisi islenmisdir. Bunlari göz önünde bulundurarak, Aysel karakterinin gencligi, modernlesme süreci",yabancilasmasi, yasadigi kimlik sorunsali, intihar girisimin nedenleri ve sonucu incelencek.

2. Aysel´in gencligi ve modern hayat ile ilk karsilasmasi

Cumhuriyet ile hemen hemen yasit olan Aysel kücük bir kasabada bir esnafin kizi olarak yasar.Modern hayat ile ilk karsilasmasi okul sonu müsameresinde oynadigi “kentli memure”(Agaoglu 25) rolü ile dir. Babasi Salim efendi ve bircok köylü bu müsameriye hos karsilamazlar, utanirlar ve cocuklarinin ahlaklarinin bozuldugunu düsünürler: “Seyirciler arasindaki esraf ve esnaf babalar, polka ve rondo ile kirlenen namuslarini örtbas etmek icin durmadan öksürüyor, kafalardaki bütün sikici düsünceleri kovalamak icin gerekli gereksiz gülüyorlardi” (Agaoglu 21). Ayselin annesi ve babasi müsamereye katimazlar ve Salim efendi Aysel´in müsamere de giydigi köstüm icin hicbir yardimda bulunmaz: “Hele bu müsamere isini hic güleryüzle karsilmamistir(...) Kizini gönül rizasiyla sokmadigi bir ise cebinden para harcamaya, dükkanin sag duvarindaki birkac top Sam ipeklisinden iki metre kesmeye yanasmamistir.” (Agagoglu 24). Aysel kendini bu ortam da ve rolde yabanci hisseder ve ilk basta utanir, fakat “annesiyle babasinin müsamereye gelmediklerine (...) sevinir” (Agaoglu 2). Ilk olarak müsamerde yasadigi celiskiler, ailesinin namuslu bir kiz olma beklentisi ve ona zit olan toplumun ve egitimin ondan modern, cagdas Atatürke layik bir kiz olma beklentisi, ile hayatinin bircok yerinde karsilasir. Ilkokulu bitirdikten sonra, Dündar ögretmenin ve kaymakamin cabalariyla Ankara´ya ortaokulu okumasi icin teyzesinin yanina gönderilir. Bu dönemde, dışlanma ve yanlızlık ile karsi karsiya gelidigini arkadasina yazdigi mektuplarda görebiliyoruz: “Canim kardesim, ilk günler sinif arkadaslarinin seninle cok alay ettiklerini, giyminle, kusaminla eglendiklerini, o güzel örgülü saclarindan cektiklerini yaziyorsun.” (Agaoglu 65). Bunun üzerine Aysel´in babasi ihtikar yapmakla suclaniyor: “ burada hep ihtikar yapan tüccarlarin lafi ediliyor. Babam da esnaf oldugu icin cok cekiniyorum. Bilmem yarin okul acilinca arkadaslarim bana ne gözle bakacaklar?(...) Sözde ben gelirken, benimle buraya un kacirmis.” (Agaoglu 81).Bu olaylar Aysel´i üzer, ama diger yandan da enistesinin onu medeni yerlere götürmesi onu sevindirir ve o ortamlara özenir. Gittigi “garden partisini” böyle yorumlar:” Burasi Ulu Atamizin bize actigi yolda medeni bir alem. Bütün herkes kiz demeden, erkek demeden orta yere cikip ikiser ikiser birbirlerine sarildilar, döndüler.(...) Sen ne düsünürsen bilmem, ama bence, ben cok uygar buldum.”(Agaoglu 80).

3. Aysel´in yabancilasmasi

Babasina atilan itiraflar yüzünden daha cok dislanir",yanlizlasir ve kendi icine kapanir ve ailesinin babasinin on gün hapis yatmasindan sonra Ankaraya tasinmasi yüzünden sikintilari artar. Aysel´in annes ondan el isi yapmasini bekler ve okula gitmesinden rahatsiz olur: „Fitnat Hanim, bazi aksamüstleri, kizi okuldan döndügünde, onun eline mendil kadar tülbent bezleri sikistiriyor, ´Ha anam, sunlari oyulgaver´diyordu. (…) Sanki kendi okuyamamisligini öcünü aliyordu“ (Agagoglu 210). Abisi de ona baski uyguluyordu ve kavga esnasinda ona söyle kizar:

„Niye okuyorsun bir kere sen? Kadin kismina okumak nerden cikmis? Anandan mi gördün, ninenden mi? Yarin lise bitince bir de üniversiteye gitmeyi düsünüyorsun, nah gidersin! Babam biraksa, ben birakmam. Oralarda okuyan kizlarin ne mal oldugunu simdi cok iy biliyorum ben. Üniversite ögrencisi adi altinda bir yigin yirtik orospu!“ (Agaoglu 213).

Bu olaylar Aysel´in yabancilasmasina yol acar. Yabancilasma „Bireyin kendi benliğine yabancılasması; sosyal hayatın içerisinde var olmak için çabalaması ve bu mücadelenin içerisinde kendi benliğini unutarak bir mekanik yapıya dönüsmesi“ (Ayaz 34) olarak aciklanir. Aysel okulda ögrendikleri ve ailenin ögrettikleri arasinda bir iklimde kalir. Yasadigi bütün bu baskilara ragmen, Aysel hayalinden vazgecmez ve „kendisini var etmek için dısarıdan bir objeye bir ideale sarılır“( Ayaz 37). Özellikle egitimde asilanan ideallere sariliyor, modern, batili kizlar gibu olma yolunda kendi kimligini kaybediyor. Ideali, ülkesi icin yararli faaliyetlerde bulunmak ve Atatürkün ilkelerine layik bir türk kadini olmak. Aysel “Türkiye’yi uygar milletler seviyesine yükseltecek görünüş ve çabada olmayan hiçbir şey ve hiçbir kimseyle ilgilenmiyordu” (Ağaoğlu 221).

4. Aysel´in kimlik catismasi

Babasinin ölümünden sonra üzerindeki baski hafifler, ve Aysel Paris´e okumaya gider. Pariste tanistigi Ömer ile evlenir. Aysele göre „´Ülkemin gencleri´ derken Ömer´i ayri tutmak gerekiyordu“(Agagoglu 372). Ömer bilgili, kültürlü, mantikli, kadinlari asaglamayan, „düsünmeyi ve düsündürmeyi bilen“ ve „gözleriyle hicbir kiz ögrenciyi“ yemeyen biriydi.(Agagoglu 372;382).Ömer Cumhuriyet aydin tipinin bir temsilcisidir ve böylelikle Aysel´in hayalindeki erkek tipidir.Aysel evliligini böyle yorumlar:“Yolunda giden bir evlilik. Yillar sonra yatakta birbirine hala istekle sarilan iki kafa dengi. Evliligin bir tanimasi varsa, en yalini bu olamali” (Agaoglu 113). Burdan alasildigina göre, Aysel evlilginden memnun ve mutlu. Fakat esini Engin diye bir ögrencisi ile aldatir ve ondan hamile kalir. Enginle iliskiye girmesi altinda özgürlügünü ispatlamak yatiyor: “Özgür bir Türk kadını oluşumu onunla kanıtladım. Yirmi beş yaşındaki bir delikanlı ile kanıtladım.“ (Agaoglu …). Aysel´in bu iliskisi esinden daha cok toplumun „Es“ kimligine dayatigi beklentilere bir baskaldiristir ( Uzmen 59). Aysel´in hayatinda bircok birbiri ile celiskili olan beklentiler var ve bunlar Aysel´in kendini özgün bir kimlik yaratmasina mani olmustur. Engin ile olan iliskis bütün beklentilere karsi bir eylemdir. Bu hareketinden sonra “ne ideal bir profesör, ne ideal bir eş, ne namuslu bir aile kızı, ne de kusursuz bir Atatürk çocuğu olabilir” (edebiyat.k12.org.tr). Engin ile yatmasi ve ondan hamile kalmasi her ne kadar onu intihar girisimine sürekleyen sebeplerden birisi olsa da, “odada geçen bir saatlik hesaplaşmanın sonunda “olumlu” bir şeye dönüşür”, cünkü Aysel ilk defa “yalnızca kendi istediği için bir şeyi gerçekleştirmiş (…) kendisine ait, toplumdan bağımsız bir kimliğin de ilk adımını atmış olur” (edebiyat.k12.org.tr).

Aysel professor ve akademisyen olamanin beklentilerini de yerine getirmeye calisir ve bilgili, yogun calisan bir kadin oldugunu dile getirmekten hoslanir: Temizlikci Kadin ile arasinda böyle bir diyalog bunun bir göstergisidir:“Odayi dereyip toplamissiniz bile“ dedi. “Hic bozmadim ki“ dedim. (…)” Calistim da” (Agaoglu 199). Sonrasinda Aysel bu davranisini yorumlar:”Temizlikci kadina, „Konuklar geldi. Oturdum”, “Bir arkadasimla kaldim“, „Canim yatmak istemedi. Dikis diktim“ ve bunlara benzer bir yigin baska sey söyleyebilirdim. Ille bir aciklama yapmak zorunda da degildim üstelik. Ama firsati bir kez daha okumuslugum üstüne degerlendirivermistim“ (Agagoglu 200). Buna benzer bir durum pedikür olurken de söz konusu:

„Cabuk olun. Kuzum beni gec birakmayin“ diye tutturmaya basliyordum. Kizcagiz elinden geleni yapiyordu. Hep acelem olusunua alisikligindan ötürü, hic „Nedir bu aceleniz?“ diye sordugu falan da yoktu. Ama ben, ne yapip yapiyor, bir punduna getirip, „Cabuk, konferansa yetisecegim”, “Arastirma Enstitüsü´ne verecegim raporu tape edecegim daha“ ya da „Aman derse gec kaliyorum“ falan diyordum. Pedikürün ardindan bir kokteyle davetliysem, alisverise gideceksem ya da aksama konuklarimiz varsa, bunlari hic söylemiyordum“ (Agaoglu 200).

Aysele göre „Hep ciddi görevleri[..] olmaliydi“ (Agaoglu 200) ve akademisyen kimligine yakisan bir sekilde insanlarin onun hep önemli islerle ugrastigini düsünmesini istiyor.

Aysel icin iyi bir egitim almak, modern, batili kadinlar gibi olmak, Atatürkun yolunda giden bir Türk kadin olmak, hayatinda ona baski uygulayan ve kücük gören insanlara kendini ispatlamak, vs. Cok önemlidir ve bütün bu hedeflerine büyük cabalarla ve zorluklarla ulasir. Fakat „amacına ulaştıktan sonra da birçok şeyin eksikliğini duymaktadır”. Aysel hayalerini akasindan gidip onlar gerceklestirmekle ve inandigi ideolojiye simsiki sarilmakla mutlu, basarili ve huzurlu bir hayat yasiyacagini ummusdur, fakat gercekte bütün istediklerini yerine getirmis olsa bile, hayati ona tatmin vermez. Hayati boyunca baskalarinin beklentilerini yerine getirmek icin yasadiginin farkina varir, türk toplumunu, inandigi ideolojiyi ve idealleri sorgulamaya baslar ve „geleceğini kurtarmak uğruna katlandığı onca şeye rağmen özgürleşmek yerine yüklendiği sorumlulukların daha da artarak elini kolunu nasıl bağladığını“( DÖNMEZ) görür. Bundan kurtulmak icin esini Engin ile aldatir, fakat bu „yolun çıkmaz bir sokak olduğunu anladığında ise vicdan azabına dayanamayıp intihar etmek“ ister (Dönmez 129).

Otel odasinda „cirilciplak“ (Agaoglu 7) bir sekilde ölmeye yatip, ic hesaplasmasindan sonra, Aysel adeta yeniden dogar. Bütün beklentilerden uzak ve sadece kendisi icin yaptigi bu eylemden sonra tatmin olunmus bir sekilde oteli terk eder. Aysel toplumu degistiremeycegini bilir, fakat kendi hatalarinin farkina varmistir. Gercek özgürlük ona dayatilan modernlesmenin olmadigina kanat getirir ve gerceklerler yüz yüze gelir. Ölmek yerine bunkarin bilincinde olup, degistirmek icin hayatta kalir. Karninda bir cocuk tasiyor olmasi Aysel icin yeni bir baslangic ve umut demek. Son olarak otel odasina cagirdi Aydini da beklemeden gitmesi, artik beklentilere göre yasamayacaginin ilk örnegidir.

5.Sonuc

Bu calismada Ölmeye yatmak romaninin bas karakter Aysel incelendi. Aysel´in modernlesme süresinde yasadigi zorluklar ve toplumun ona dayatigi kimliklerle yasadigi sikintilar ele alindi. Bunlardan kurtulmak ve özgürlüye kavusmak icin girdigi iliski ve nedenleri aciklandi ve son olarak intihar girisiminin pozitiv bir eyleme dönmesinin nedenleri verilmistir.

Aysel cocuklugundan beri ailesinden baski görür, ama yinede egitimine modernlesme ve layik, modern, Atatürkün ilkelerine uyan bir Kadin olmak adina cok önem verir. Hayati boyunca bir yabancilasma sürecinden gecer, yanlizlik ceker ve dislanir. Toplumundaki cesitli kisilerin beklentilerini yerine getirmek ve inandigi ideolojiye göre yasamak adina kendi benligi, kimligi olmaz. Bunu degistirmek ve özgür oldugunu ispat etmek adina ögrencisiyle baslatigi iliski, onun kendi kisiligini olusturmak ve toplumun beklentilerini kirmak icin atigi ilk adim olarak görülür. Intihar girisimi sürecinde kendi hayatini düsünür ve herseyi elden gecirdikden sonra, simdiye kadar yasadigi hayatini, önem verdigi seyleri, ideolojisini, hayata bakis acisini vs. sorgular ve kendi istedigini degil, toplumun beklentilerine göre bir hayat sürdügünün farkina varir. Bunu degistirmek ve yeni bir nesili bu farkindalikla büyütmek umuduyla intihar girisimi pozitiv bir sekilde sonlandirilir.

How to cite this essay: